Che’nin Anısına

0

ÖNDER APO

Geçenlerde biraz inceleme de değil, anlamaya çalıştım. Che Guevera’nın 30. ölüm yıldönümü dolayısıyla biraz kişiliği tanıtılmaya çalışılıyor. Sanırım tam istediğimize yakın bir yaşam, yeni insan anlayışı varmış.

Bizden üstün yanları da olabilir, ama birleştiren yanı çok çarpıcıdır. Türkiyeli devrimciler de vardı, büyük özgürlüğe kalkan, bizim de kendilerini yakinen gördüğümüz, tanıdığımız ve derin bir sempatisi olmaktan zevk duyduğumuz kişiliklerdi, halen anılarına da bağlıyız. Burada gözüken ve halen dünya halklarının büyük saygıyla andığı bunların ödünsüz ve ilkelerine göre -ki insan için, halklar için özgürlüktür bunların ilkesi- bugün insanın başını gerçekten kırıp geçiren, bir tarzda kendini yükleyen, her şeyi metalaştıran, her şeyi korkunç bireysel çıkara bağlı götüren sistemin tam zıddı olan bir kişiliktir.

Tabii daha da önemlisi, sonuna kadar onunla savaşan kişiliktir. Che kişiliğinde bu çarpıcı ve son otuz- kırk yılın gerilla kişiliklerinde de eğer illa ortak tanımlanacak, özellikle olumlu ve gerçek gerilla tarifi yapılacaksa bu burada çok net dile geliyor. Küba’da devlet kurmuş bakan Castro’dan sonra geliyor. “İkimize burası dar gelir” veya “gerekli değildir ikimizin Küba’da sosyalizmi inşa etmesi, başka yerde devrim yapmak çok daha önemlidir” diyor.

Afrika’ya geliyor, Kongo’da devrimci faaliyet yürütmeye çalışıyor. En son Bolivya’ya gidiyor, çok sınırlı bir güçle sonuna kadar savaşmaya çalışıyor. Çok tipik olan; orada gerillalar çözülüyor, gerillaların bazıları öldürülüyor. Kendisi, sanırım bir tabancası var bir de orta boy otomatik silahı var, onları sonuna kadar kullanıyor.

En son yaralı yakalanırken bir CIA işbirlikçisi geliyor, ona da yumruk atıyor, son sözünden bir tanesi burada daha çok önemlidir. “ Castro’ya söyleyin; benimle devrim bitmedi, devrim sürecektir” diyor. Daha da önemlisi bütün uğraşında yeni insanı temsil etmesi.

Yeni insan söylediğim gibi, sanırım uygulamaya çalıştığımız gibidir. Bunlar önemlidir. Dünyanın öbür ucunda böyle birisi bizim için günceldir ve en yakın arkadaşımızdır. Biz de onun tipik bir gerilla arkadaşı gibiyiz burada. Aynı ruh, aynı özgürlük anlayışı, aynı savaşım, aynı yen insan peşinde koşma.

Bunlar bizim için önemli.

Burada öyle düşündüğünüz gibi savaşamama, bireysel kaygılar, kendisiyle her şey bitti söylemleri yoktur. Halen burjuvazinin belki de Lenin’den, hatta Mao’dan daha tehlikeli bir kişilik olarak görmesi de bu nedenledir.

Çünkü daha çok halklar açısından savaş tarzının daha yaratıcı tipini, yeni insanı ifade ediyor. Ben bunu fazla açmak istemiyorum, çünkü biz de aslında Che’nin ana hatlarıyla ortaya koymaya çalıştığını çok kapsamlı çözümlemelerle ve büyük bir savaşımla, özellikle ABD emperyalizminin, Siyonizm’in ve TC Kemalizm’inin, faşizminin müthiş baskı tarzını ancak bu yeni insanla çözebiliriz. Ve tabii bir de çok büyük bir savaş vermek gerektiğini biliyoruz.

Bizim yalnız kitaplardan birkaç sözcük düzeyinde değil, müthiş bir savaş tarzının sonucu olarak bu kişiliği netleştirmeye, kavratmaya, özümsetmeye, gerçekleştirmeye çalıştığımızı sanırım artık inkar edemeyecek bir biçimde anlar durumdasınız. Bunun dışında eylemimizi kendine göre yorumlama olmaz.

Suçtur, ihanet gibi bir şeydir. Bunlar içinde ne gelir? Sonuna kadar savaşan, özgür insan ve bir diğer özelliklerden yine bahsetmem gerekir. Bir elde silah diyor, bir elde kitap.

Düşünce ile eylemi ve bir de tarz yaratıcılığını eksik etmeyen bir kişilik. Kellemi kesseniz, anlamadan bana bir adım attıramazsınız. Yüreğimin elvermediği bir adımı attıramazsınız.

Yüreğimin elvermediği bir adımı geri attıramazsınız. Bu aynı zamanda demin vurguladığım kişiliğin de çarpıcı bir özelliğidir. Fakat öyle kör bir adım atış değil. Kararlı olduğu kadar, uğruna çok büyük yaratıcılığın sergilendiği bir adım atıştır.

Nitekim Che’nin anısına çıkarabileceğimiz en önemli ders; Türkiye devrimcilerinin de eksik bırakılan yanlarını tamamlamadır.

Bu yürütülüyor da. Lafla değil, büyük bir eylemle yürütülüyor ve sahip çıkılırsa, gereği yerine getirilirse bu yaptıklarımız iyi bir özgürlük silahıdır.

10 Kasım 1997 tarihli çözümlemeden alınmıştır.

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.