Dehaklaşan İlkel Milliyetçilik En Tehlikeli İdeolojidir

0

Rojîn Cudi

Güney Kürdistan coğrafyasında işbirlikçi çizgide ısrar ederek Kürtleri nasıl katliamdan geçirelim planlamaları KDP’nin aşiret ve siyaset anlayışı ile yürütülmektedir. Atalarımızın bir sözü vardır “ağacın kurdu ağaçtan olmasa ağaç çürümez” diye. Kürt halkı KDP’nin yaklaşımı ile her seferinde içten büyük bir sarsılma ile tekrardan yüzleşmektedir. İlkel milliyetçilik adına Enkido rolüne bürünerek kendi ulusunun kanı üzerinde Dehak olarak tarihin kara sayfalarına yine kirli yüzle yazılmaktadır.

Güney Kürdistan’da yürütülen siyaset ve yönetim aileye bağlı gelişen aşiret saltanatı olmaktadır. En belirgin parti PDK olmakla beraber diğer partilerin seslerini çıkarma önünde engel olmak ve bastırma yönünde her şey yapmakta. PDK geçmişten bugüne yürüttüğü siyaset; aşiretler üzerinde kendini güç kılmasıdır. Dar milliyetçi kalıplarla yürüttüğü siyaset sadece hitap edebildiği insanlara yararlı olmaya, ona karşı olan onun sistemini ve zihniyetini ret eden diğer halkı şiddetle, katliamla, tutuklamalarla, açlıkla terbiye etmektedir. Ya benim aşiretimin ilkel milliyetçilik ve feodal gerçeğini kabul edersin ya da tutuklanır veya ölürsün; ya itaat edersin, veya aç kalırsın tehditleri ile halkı terbiye etmeye çalışmaktadır. Bütün iktidarını onu reddedenlere gösterdiği katliam gerçekliği üzerinden yürütmeye çalışmaktadır.

Güney toplumunda geçmişte Baasa karşı yürütülen savaşta her ailede şehit, gazi, peşmergeler vardır. Bütün ailelerde ya iki ya da üç maaş alanlar var. Bundan dolayı da toplum onun siyasetinden ne kadar rahatsız olsa da maddi olarak toplumu kendine bağımlı kılmıştır. Ona ve sistemine karşı oluşacak herhangi tepkiyi önlemek için ailelere verdiği maaşları kesmekle ya da işten kovmakla tehdit etmektedir.

Güney’de bulunan güçlü aşiretleri yanına alarak, seçimlerde birer sandalye vererek, en kirli siyaseti onların eli ile yapmaktadır. Güney Kürdistan’da yürütülen siyaset; geçmişten bugüne kadar Kürtlük, Kürdistan adını kullanarak aslında bu sözlerin anlamını boşaltmaktadır. Kürdistan adına var olan bütün değerler düşmana peşkeş ediliyor. Yine Kürdistan adına Güney Kürdistan toprakları işgal için düşmana çok kirli şekilde sunulmaktalar. Kürt halkı KDP’nin aşiret gerçeğini 1997’de gazi ve yaralı gerillaların kaldığı hastaneye saldırarak onlarca Kürdistan özgürlük savaşçılarını Hewler’de katletmesinden tanıyor. Yine Şengal’de Ezidi Kürt halkına yapılan jenositte oynadığı kirli rolden tanıyor. Şimdi de Kürt düşmanı TC faşizmi ile ortak yapılan Güney topraklarının işgal edilmesinde oynadığı işbirlikçi gerçeğinden tanılıyor. Dohuk’ta, Zaxo’da ve Erbil’de faşist TC’nin çeteleri en üst düzeyde faaliyet yürüterek toplam 97 askeri üst açmasına izin vermesinden tanılıyor.

Kürdistan’da bugün bu Enkido gerçeği olmasaydı, Kürt halkı her konuda bir bütün olarak ulusal birlik ruhu ile hareket ederek bütün Ortadoğu’da büyük gelişmelerin birliği oluşturmuş olacaktı. Ortadoğu’da ve Kürdistan’da bu kadar büyük gelişme ve savaşların olduğu bu dönemde Kürt halkı genel olarak Ulusal Kongre konusunda radikal kararlar almalıdır. 21’inci yüzyıl da ulusal birlik ruhu ile Kürtler kendi varlıklarını koruma altına almalıdır. Ulus gerçeği ve bilinci ile hareket edilmelidir. Ulusal bilinç gerçeği ile hareket etmeyen partiler olursa kongre dışında kalmalı ve tarihin kara sayfalarına ihanetçi diye yazılmalıdır.

Kadın Güney’de sosyal bir örgü olarak hala kendini koruyor. Kadın yaşam içerisinde çok canlıdır ve etkileyicidir. Bu da geçmişten gelen güçlü toplumsallığından kaynaklanır. Erkek buna rağmen şiddetle bastırma ihtiyacını duymaktadır. Güney’de aşiret gerçeğinin kadına yaklaşımı yine toplumsal gerçeğinin uzağında aramamak gerekir. Kadına karşı feodalitenin bütün kuralları geçerlidir. Bu konuda erkeğin en ileri gelişme düzeyi demokratik sınırlarda olmuştur. Var olan gerçeklik tamamen faydacı bilinmiş bir egemenliğe hapsedilmiş özgürlük oluyor. Siyasetin içinde olan kadınlar ailedeki erkeklerle tanınmaktalar. Aşiret reisinin kızı ya da eş olma sıfatı ile hitap ediliyor. Kadın siyasete yer alma çaba ve istemi olsa da erkek egemen zihniyet buna olanak tanımıyor.

Kadınların erkek egemen zihniyeti ile mücadele edecek özgün örgütlenmesi yoktur. Siyaset erkeğin elindedir, her şeyin sahibi erkektir. Güney siyasetinde kadın rengin de bir siyaset ortaya çıkmamaktadır. Kadın açısından gelişme ya da özgürlük erkeğe ortak olmak, aynı araçları kullanabilmek yani erkeğin sistemine dâhil olma anlamını taşır. Kuzey Kürdistan’da siyaset içindeki kadınları takdir etme, saygı duyma, kendine örnek alma arayışı olsa da, doğru temelde ideolojik mücadele vermediğinden bir örgütlülüğe dönüştürülemiyor.

Kadının ekonomik, sosyal sorunları öncelikle politik iktidarın çözülmesi ile gerçekleşir. Yasalarda ilk eşin onayı esas denilmektedir. İkinci evlilik kararı alan erkekler birinci eşi ikna edebilmek için ev tapusu veya çok lüks bir araç kadına alarak ikna etmeye çalışmakta. Kendi eşlerinin ikinci evliliğini onaylamayan, direnç gösteren kadınlar ise imam nikâhı olduğundan erkek boşanmadan kadını baba evine göndermektedir. Kadın istediği gibi kendi yaşamına yön veremiyor. Son intihar eden kadınlardan bir tanesi on bir yıl bu durumda olup da çıkış yolu bulamadığından aile ve toplumsal baskıdan kurtulmak için intiharı seçmiştir. Böylesi bir durumda bile erkek evlendiğinde toplumsal baskı olmazken, ikinci evlilik erkeğin doğal bir hakkı olurken, kadın karşı çıktığı için aşiretin kurnaz yasaları ve sistemin baskılarından dolayı ölüme kadar gidebiliyor. Erkek resmi nikâhı kıymadan ikinci kadınla evleniyor. Kadın örf adetlerden kaynaklı erkeği şikâyet edemiyor. Yasada kadın şikâyet etme hakkı var ama törede kadının bir erkeği şikâyet etme hakkı yoktur. Aile ve çevre buna izin vermiyor. Erkek hâkimiyetinin bir göstergesi de kadının pasaport alabilmesi ve seyahat edebilmesi için ailesinden bir erkeğin izni olmadan verilmez. Bu madde onaylandığında mecliste %25 kadın temsilliyeti bulunmaktaydı.

Dışarıda çalışan kadınlar aile içindeki rolünden taviz vermeyecek şekilde çalışmaktadır. Çalışıp aile ekonomisine katkı sunan kadınlar meslekleri de belirlenmiş durumdadır. Örneğin öğretmen, avukat gibi uzun zaman dışarıda olmayacak meslekler tercih edilmektedir. Birçok mühendis ya da yüksek lisans yapmış kadın normal bir memur olarak dairelerde çalışmaktadırlar. Kadın mesleğinde kariyer yapma kadın için birinci önceliği değildir. Esas alınan kadının aile içindeki hizmet rolüdür, bunu aksatmadan yerine getirmelidir.

Toplumda kadın güç ve iradeye sahip değil. Güç ve irade için bilinç, kadının kendini tanıması gerekir. Kanunlarda kadını güvence altına alma, kadını koruyan haklarını savunan kadın kurumlarının olması gerekiyor. Partilerden bağımsız, kadınların çıkarlarına öncelik veren bir kadın hareketinden bahsetmek zordur. Bölgede 12 tane kadın örgütü var. Asurî, Keldani, Türkmen ve Kürt kadın örgütleridir. Bu kadın örgütlerini bir araya getiren Kürdistan kadın komitesi olmaktadır. Bölgedeki tüm kadınlar için faaliyet gösterilmesi gerekiyor. Güney yönetimi iki siyasi Parti’nin KDP ile YNK olmaktadır. Bu iki partiye ait kadın kurumları var. Mağdur durumda olan kadının sorunu hak ya da kanuna göre bir yaklaşım sergilenmiyor, çözülmüyor. Çünkü ismi ne kadar kadın kurumu olsa da zihniyet ve perde arkasındaki yönetim yine kurnaz erkeğin gerçeği yatmaktadır. Erkek iktidarını kaybetmeme temelinde tutucu, muhafazakâr olmaya devam ediyor.

Güney’de kadınlar ortak ruhta birleşmelidir. Kürt Kadın Hareketi’nin ulusal birlik çağrılarına cevap vermelidir. Kürdistan’da kadın birlik oldukça erkek ve aşiret zihniyeti yerle bir edilecektir. Yeter ki özgür kadında ısrar ederek, özgür bir toplumsal zemini her alanda inşa edelim. Kadın değiştirme gücüne sahiptir. Yeter ki her şeyin temeline öz örgütlülük, öz bilinç ve öz iradeyi koyalım. Bu konuda mücadele araçlarını da siyasal, sosyal ve öz savunma temelinde özgün ve özerk biçimini geliştirelim. Toplumun yarısı kadınlar oluşturmaktadır. Önderlik “kadın özgürleşmeden toplum özgürleşemez” demektedir. Nasıl ki tohum olmadan tarlada ürün yetişmezse, kadının ideolojik kimliği olmadan da yeni bir özgür kadın doğuşu gerçekleştiremez. Güney Kürt kadının gerçekliğinin böyle olduğunu gösteriyor. Egemenler iktidarın zirvesindeyken yıkılıyor. Güneydeki Kürt kadınların örgütlenmesiyle yeni Leylalar, Viyanlar ortaya çıkacaktır. Anka kuşu misali Adile Xanımların haykırışını Leyla Kasım’ın direnişini, Viyan Soran’ın özgürlük namelerine çeviren kadın haykırışları yeniden filizlenecektir.

 

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.