Devrimci Halk Savaşı/Mevcut Hukuk Sistemini Kürt Halkının Özgür Duruşunu Suç Sayıyor- 5

0

Mevcut hukuk sistemini Kürt halkının özgür duruşunu suç sayıyor

En önemli boyutlardan biri hukuki boyut oluyor. Mevcut hukuk sistemini, yargı sistemini işletmeyeceğiz. Çünkü bu hukuk ve yargı soykırımcıdır. Kürt halkının özgür duruşunu suç sayıyor, terörizm sayıyor ve insanlık dışı görüp cezalandırıyor. Biz o hukuk kurumunu, sistemini, yargısını kabul edemeyiz. Dolayısıyla onu işlemez kılacağız. Onun yerine Kürt halkının varlığını ve özgürlüğünü esas alan bir hukuk anlayışı ve yargı sistemini geliştirip örgütleyeceğiz ve işler kılacağız. Dikkat edilirse, hukuk alanı bile çok önemli bir mücadele alanı oluyor. Mevcut mahkemeler işlediği müddetçe, onların neyi suç saydığı, neyi doğru bulduğu ortadadır. Onlar, soykırım mahkemeleridir. Öyle toplumsal sorunlara bakmıyorlar. O yönlü olanlar var. Belki halk içerisindeki olayları çözümleyen mahkemeleri biraz düzelterek, demokratikleştirerek işletebilir. Fakat hiç düzeltilmeden kesinlikle işletilemez. Sistemi o alan koruyup yürütüyor.

Böyle bir dönemde siyasi hedefler programımız önemlidir. Var olan bir siyasi yönetim, idari sistemler var. Devleti temsil eden vilayetler, kaymakamlıklar, muhtarlıklara kadar örgütlendirilmiş ve sürdürülüyor. Buna dayalı bir partiler rejimi var. Merkezden Kürdistan’a kadar geliyor. Hepsi merkeze bağlama, mevcut haliyle sömürgeciliğe hizmet etme, soykırımcılığa hizmet etme özelliği taşıyor. Bu bakımdan mevcut partiler sistemini, Ankara’daki meclisi Kürt gerçeğini kabul edip, Kürt halkının demokratik hakların öngörmediği müddetçe, sömürgeci, soykırımcı göreceğiz. Dolayısıyla da işletmeyeceğiz. Çünkü demokratik siyasetin, PKK’nin örgütlenmesine izin verilmiyor. Bırakalım PKK’yi, orta sınıf hareketi olarak gelişen örgütlenmelere bile izin verilmiyor. HEP’ten DTP’ye kadar bir sürü parti kapatıldı. Şimdi dört bine yakın Kürt siyasetçisi, BDP’li tutuklanmış, zindanlara konmuştur. Terörist sayılıyorlar. Bu halde AKP’nin, CHP’nin, MHP’nin üyesi olmayı, onları Kürdistan’da örgütlemeyi biz de işbirlikçilik, ajanlık ve ihanet sayacağız. Diğer yandan devleti örgütleyen ve yöneten kurumlar var. Bunları işlemez kılacağız. Temel hedeflerimiz, elbette ki bunlar olacaktır.

Bunlar yerine demokratik siyaseti ve demokratik öz yönetimi geliştirmeyi öngöreceğiz. Demokratik siyaset kapsamında, Kürt halkının varlığını, özgürlüğünü, kimliğini kabul eden, halkların kardeşliği temelinde iç içe, birlikte yaşamayı öngören ideolojileri, siyasetleri, örgütlenmeleri esas alacağız, izin vereceğiz. Bunları reddetmeyeceğiz, ama Kürd’ün, Kürt halkının varlığını reddeden, haklarını tanımayan, özgürlük ve demokrasi mücadelesini terörizm sayan düşüncelerin, siyasi partilerin örgütlenmesine izin vermeyeceğiz. Bunları işbirlikçilik, ihanet, ajanlık sayacağız. Aynı şekilde devlet kurumları, idari yönetimler olarak da bu biçimde devlet sistemine hizmet eden kurumları etkisizleştireceğiz. Onun yerine, demokratik siyasetin alanını açacağız. Soykırımcı ve sömürgeci olmamak kaydıyla siyasal özgürlük getireceğiz. Çünkü onlar demokratik siyaseti reddediyorlar. Demokratik öz yönetimi reddediyorlar. Belediyeleri, siyasetçileri tutukladılar. Biz de onları reddedeceğiz. Onların kabul etmediği, reddettikleri ölçüde biz de devleti reddedeceğiz. Böylece mevcut idari sistem yerine de, demokratik öz yönetimi Demokratik Konfederalizm örgütlenmesi temelinde geliştireceğiz. Kadın, gençlik, emekçiler, değişik kesimlerin, azınlıkların, hepsinin demokratik örgütlenmesinden oluşan kolektif öz yönetimler ortaya çıkartacağız. Demek ki siyasi boyut çok daha önemli bir mücadele alanı olacaktır.

Diplomatik boyut da bir mücadele alanıdır. Aslında bize karşı, Kürt halkına, onun özgürlüğüne karşı en çok saldırı yürütülen bir alan, diplomatik alandır. Kuşatmaya alınmaya çalışılıyoruz, dünyadan tecrit edilmek isteniyoruz. Kürtleri kötülemek, terörist saymak için her türlü faaliyet yürütülüyor. Hükümetin, devletin en kapsamlı faaliyetlerinden biri bu alandadır. Buna karşı bir diplomatik mücadeleyi daha güçlü geliştirmemiz gerekiyor. Şimdiye kadar bu konuda sınırlı bir faaliyet yürüttük. Fakat bunun kapsam ve içerik olarak geliştirilmesi lazım. Soykırım rejimini teşhir ve deşifre eden, insanlık katliamı yaptığını açıkça gösterebilen, bütün dünya kamuoyuna bunu anlatabilen diplomatik faaliyet içinde olacağız. Hem soykırım sisteminin, AKP yönetiminin PKK’yi, Kürtleri terörist, terör örgütü saydırmayı hedefleyen diplomatik faaliyetini boşa çıkartmaya çalışacağız, hem de mevcut soykırım rejimini teşhir eden bir diplomatik faaliyet yürüteceğiz. Devletlere dönük de olabilir, toplumlara, sivil toplum kuruluşlarına yönelik çalışmalar da olabilir, ama esas olarak toplumları, demokratik kurum ve kuruluşları esas alacağız. Ama bunun da önemli bir faaliyet olduğunu bileceğiz. Böyle bir çaba da yürüteceğiz.

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.