Devrimci Halk Savaşı/Çift Dilli Eğitim- 4

0

Çift dilli eğitim

Yine sosyal boyut alanında hedeflerimiz var. Bu, eğitim, sağlık, spor gibi faaliyetleri içeriyor. Bu noktada da neyi hedefleyeceğimizi iyi tespit etmemiz gerekmektedir. Örneğin eğitim faaliyetlerinde tümüyle asimilasyona dayalı, devlet ideolojisiyle donatmayı hedefleyen eğitim faaliyetlerini engelleyeceğiz. Ama eğitimi tümden yok mu edeceğiz? Örneğin DTK ‘çift dilli eğitimi kabul ediyoruz’ diye karar aldı. Demokratik toplumun çift dilli var olmasını öngördü. Bu önemli bir karardı. Bunu eğitim başta olmak üzere, toplumsal yaşamın diğer bütün alanlarında gerçekleştirmeyi öngörebiliriz. En azından eğitimin bir kere böyle olmasını, çift dilli olduğu, asimilasyonu öngörmediği, bir de bir ideolojik faaliyet, beyin yıkama faaliyeti olmadığı müddetçe, bu tür eğitim faaliyetlerine izin vermeliyiz. Ama böyle olmayan, tamamen asimilasyonu öngören eğitim kurumlarını da hedef alacağız. Bunun dışında demokrasiye açık, çift dilliliği kabul eden eğitim ortamlarını elbette ki hedeflemeyeceğiz. Buna karşıt kendi eğitim sistemimizi, etkili olduğumuz oranda örgütleyip geliştirmeyi de öngöreceğiz. Kendimiz inşa etmezsek, var olanı, devlete ait olanı da tümden durdurursak o zaman doğru olmayan, sürdürülemeyecek bir durum ortaya çıkar. Oysa yanlış bulduklarımızı gerilettiğimiz ölçüde, doğru gördüğümüzü, demokratik gördüğümüzü inşa edeceğiz. Dikkat edilirse eğitim alanında da hem hedefleyeceğimiz, hem de kabul edeceğimiz durumlar var. Ayrım yapmamız gerekiyor. Hepsini birden hedeflersek, o doğru olmaz. O zaman devleti tümden reddeden bir duruma geliriz. 1980’li, 1990’lı yıllardaki uzun süreli halk savaşı stratejisinin çerçevesine düşeriz. Demokratik Konfederalizm veya devlet artı demokrasi programını reddetmiş oluruz.

Sağlık kurumlarının halka hizmet eder hale getirilmesini önemsememiz lazım. Bunları reddetmeyeceğiz. Örneğin şimdi öyle bir duruma gelmiş ki, zaten bir topluma hizmet kurumu olmaktan öteye asimilasyon kurumuna dönüştürülüyor. “Türkçe bilmeyene sağlık hizmeti verilmez” diye kural koyan, uygulama yapan yerler var. Bunlar soykırımcı ocaklardır. Elbette bunları etkisizleştirmek, böyle olmaktan çıkartmak gerekiyor. Ama halkın sağlık hizmetlerini, demokratik çerçevede bir hizmet olarak, kesinlikle asimilasyona ve sömürüye yer vermeyecek şekilde yerine getiren kurumları kabul etmeliyiz ve hedeflememeliyiz. Diğer yandan kendi sağlık kurumlarımızı geliştirmeliyiz. Bu faaliyet en kolay geliştirilecek faaliyettir de. Devlet buna el attı, toplumu kendine bağlamak için, özel savaşın bir faaliyeti olarak kullandı. Biz yapamadık. Bunu da savaşla yapmak gerekmiyordu ki! Aslında savaşsız geçen yasal, legal dönemde en rahat, en fazla yapabileceğimiz bir faaliyetken çok az yapabildik. Şimdi bu konular üzerinde daha fazla durmamız gerekiyor.

Spor ve benzeri, gençliğin bu yönlü eğitimleri de aynı konudur. Dikkat edelim, toplumu, ulusu temsil eden kurumları geliştiremedik. Sporu özendiren, genişleten, geliştiren, gençliğin fiziki eğitimi haline getiren bir politikayı izleyemedik. Aslında bu kadar belediyeler vardı. Bunları çok fazla yapabilirlerdi. Ancak öyle olmadı. Ulusu, toplumu müsabakalarda temsil edecek doğru dürüst bir spor kulübü bile örgütleyemedik. Bu, bizim için geri bir durumdur. Aslında devletten beklentili duruşun sonucu oldu. Önünde engeller olduğundan dolayı olmadı. Bu engeller aşılabilirdi. Fakat aşamadık. Şimdi bunu geliştirmenin imkanları vardır.

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.