Alman Faşizmine Karşı SSCB’nin Savaşçı Kadınları

0

Tijda Ekecik

Almanya 1941 senesinin Haziran ayında Sovyetler Birliği’ni işgal ettiğinde, Sovyetler yüz binlerce kadını hemşirelik, bakıcılık, aşçılık ve keskin nişancılık eğitimlerine gönderdi ve böylelikle 2000’den fazla kadın keskin nişancı olarak eğitildi ve en tehlikeli cephelere düzenlendi. Bu kadınlar, kadın olmanın verdiği yaratıcılıkla adeta avını bekleyen şahinler gibi saatlerce hareket etmeden hazır da bekler daha sonra doğru an geldiğinde düşman askerlerinin canını bir sanatçı gibi alırdı.

Estetik duruşları ve fedakarlıklarıyla ilgili çok sayıda şey söylendi bugüne kadar- ama faşizmin üzerine azrail gibi yürüyüşlerinden çok bahsedilmez. Aşk ile ülkelerini özgürleştirme yoluna baş koyan bu kadınlar, faşizimden can aldıkca güzelleşir, güzelleştikce özgürleşir. Tıpkı eski anaokulu öğretmeni Tanya Baramzina gibi, Beyaz Rusya Cephesinde 16 faşisti öldürdükten sonra yakalanıp idam edilmeden önce 20 faşisti daha öldüren Tanya gibi.

Bu muazam gücün farkına varan Sovyetler  genç kadınların sadece erkek askerleri desteklemeye değil, savaşa katılması için çağrıda bulundu. Yaklaşık bir milyon kadın, Sovyet ordusunun çeşitli kollarında savaştı. Bazıları anneleri diğer ülkelerde savaştığı için çocuk emzirildi, diğerleri tank kullandı, makineli tüfek kullandı ve savaş uçakları uçurdu ve “Gece Cadıları” olmanın şerefini tatdı. Böylelikle Sovyetlerde 2.484’ü keskin nişancı kadın savaştı, bunlardan yaklaşık 500’ü savaştan sağ çıktı.

Klavdiya Kalugina, en genç Sovyet keskin nişancılarından biri (1943’te askerlik hizmetinin başında daha 17 yaşındaydı). Savaşı 257 faşisti öldürerek  bitirdi.

Keskin nişancılar tarafından kullanılan tüfekler, etkililiği  ve kalitesi nedeniyle özenle seçilirdi. Bir Alman tasarımı olan Mosin-Nagant modeli bir de optik dürbünler ile donatılmışsa bu silah her keskin nişancının ilk tercihidir. Bu, hem isabetli hem de güvenilir olmasından özel olarak seçilmiş bir silahtı. 1940’ta Sovyetler ordusu, yarı otomatik keskin nişancı tüfeği şeklinde bir alternatif sunmak istedi. Ne yazık ki, bu silah keskin nişancıların ihtiyaç duyduğundan daha az isabetliydi. Ayrıca görüntü veren bir namlusu da vardı. Sonuç olarak, Sovyetler Almanya’ya karşı onların silahi ile savaştı.

Bir keskin nişancı olarak katılmak birçok kadın için garipsenen bir durumdu. Sovyet ordusu onları bir kurum olarak kabul etse de, bazı kişiler kabul etmedi. Aileler, kızlarını savaşa göndermek yerine evde güvende tutmaya çalışırdı.

Savaşa katılım bürolarında, kadınlara uyacak şekilde tasarlanmamış hiçbir askeri malzeme olmadığı için kadınların örgüleri kesilirdi ve erkek üniforması giydirildi. Daha sonra eğitime gönderilirdi. Yeteneklerine göre keskin nişancılık için özel olarak seçildi.

Maria Ivanovna Morozova, yeteneklerine göre keskin nişançılık okuluna gitti.

Eğitim yoğun ama aceleyle yapıldı. SSCB’nin Alman işgaline karşı koymak için cepheye asker göndermesi gerekiyordu. Keskin nişancı olarak eğitilen kadınlar, kısa süre sonra kendilerini cephede buldular ve sık sık kuşatma ile harap olmuş şehirlerin ortasında avlarını avlıyorlardı. Keskin nişancılar genellikle çiftler halinde çalışırdı. Birlikte, ana Sovyet güçlerinden uzaklaşacak bir yer buldular. Orada kamuflajla gizlenmiş bir şekilde yatıyorlar, bir fırsat arıyorlardı. Bir faşist kendini gösterdiğinde, kafasına tek bir vuruşla onu indirmeye çalışırlardı. Sonra yine sabırla bir sonraki hedefleri için sessiz ve hareketsiz beklerler ya da tehlikede olduklarına inanıyorlarsa devam ederlerdi.

Bu kadınların belki de en dikkat çekici olanı, askeri tarihin en ölümcül keskin nişancılarından biri olan Lyudmila Pavlichenko’ydu.

Ukrayna’da doğan Pavlichenko, 1930’da 14 yaşında Kiev’e taşındı. Orada yerel bir atış kulübüne katıldı ve savaşta hayati öneme sahip olacak bilgileri öğrendi. Savaş başladığında evlenmiş, çocuğu olmuş, boşanmış ve tarih alanında yüksek lisans eğitimi almıştı.

Savaş 1941’de geldiğinde Pavlichenko, orduya katılan ilk gönüllüler arasındaydı. Ağustos 1941’den Haziran 1942’ye kadar keskin nişancı olarak sahada, Odessa ve Sivastopol’da savaştı. Bu 11 ay boyunca, 36 düşman keskin nişancısı da dahil olmak üzere, kayda değer 309 onaylanmış faşist öldürdü.

Havan ateşiyle yaralandıktan sonra Pavlichenko çatışmadan çekildi. Dünya çapında haberlerlece ünlenmişti ve bu nedenle Sovyet Ordusu’na para toplamak için yurt dışına gönderildi. Eleanor Roosevelt ile Amerika’yı gezerken Pavlichenko, moda, saç modeli ve savaşta makyaj yapıp yapmadığı hakkında basından gelen absürt sorularla karşı verdiği cevap ile yeni bir cephe açmıştı. Cevabı neydi mi?

‘Ben 25 yaşındayım ve şimdiye kadar 309 faşist işgalciyi öldürdüm. Beyler, artık uzun zamandır arkamda saklandığınızı düşünmüyor musunuz? “

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.