14 Temmuz Onur Günü’nde Yaşamayı Bilmek Üzerine

0

Rozerin Andok

Zindalara sığdırılamaz bir irade ve inanca sahiptir onlar.

14 Temmuz Direnişi ile kanıtlamışlardır bunu.

İradenin insan üstü olanını saklarlar bedenlerinde.

Devrim tohumlarını, sevgi ile beslemiş, insana inanmıştır onlar.

Şehit Mazlum’un eylemi ile tarihin kara sayfları Amed Zindan’ında açılmıştır. Direniş savaşının içine girilmiş, bu savaşta düşman kuralları tanımamıştır. Amed zindan direnişi Kürdün üzerindeki ölü toprağını atarken, direnmenin tarihini yeniden yazmıştır.

Şehit Mehmet Xeyri Durmuş’un öncülüğünde başlayan açlık grevi direnişleri, bedenlerini su ve ekmekler değil devrimle besleyenlerin direnişi olmuştur. Şehit Kemal Pir, halkların faşizme tokadı gibi çarpmıştır düşmanın yüzüne. Şehit Akif, birliğin adı olurken Şehit Ali Çiçek direnmenin yaşı olmadığını genç bedenini ölüme yatırarak göstermiştir.

Böylesi bir direniş yazılmaya başlamıştır zindanlarda. Düşmanın irade kırmak, onursuzlaştırmak, devrimden uzaklaştırmak için üste üste dizdiği, demir parmaklıklar ve tellerle etrafını ördüğü zindanlar karanlığını  yırtmış gökyüzüne açılmıştır. Karanlık çağlardan başlamıştır bu gelenek, başta olani iktidar olan her zaman direnenleri zindanlara atmış böylelikle zindana attığını teslim almaya, umudunu kırmaya çalışmış, dışardakinin ise inancını zayıflatmaya, olmazlara inandırmaya çalışmıştır.

Olmaz denen olması imkansız bilinen her şey 14 Temmuz Direnişi ile yıkılmıştır. Yeşermez denilen ağaç yeşermiş, meyvesi olarakta Amed Zindan Direnişi’ni vermiştir.

Amed Zindan’ında başlayan bu direniş bir gelenek halini alacak, özel savaş merkezi olarak kullanılan zindanlar bu yolla boşa çıkarılmaktadır.

Direnişin büyümesine karşılık düşmanın zulmü de büyümekte her geçen gün daha vahşi bir hal almaya devam ediyor. Direniş büyüdükçe düşmanın yönelimi de o denli büyüyor. Zindanlar bir işkencehaneye dönüşüyor, açlık grevine giren ve şu an hala açlık grevinde olan bir çok tutsağın ölümüne sessiz kalınıyor. Zindan direnişleri 14 Temmuz Direniş’nden aldığı mirasla, büyürken daha fazla duyarlı olmak halk olarak direnenlerin yanında onurluca durulması gerekiyor. Önder APO 14 Temmuz gününü Onur günü olarak ilan ettiğinde halka anlatmak istediği tam olarak buydu.

Onur günü yaklaşırken içinden geçtiğimiz varlık ve yokluk savaşında, onurdan yana saf tutmalı, 4  parça Kurdistan’ın dağlarında ve şehirlerinde direnişi büyütmeliyiz.

Türkiye ve Kurdistan’daki bir çok zindan da tutsaklar direniş halinde, ölümle tehdit ediliyorlar. Dışarıdan habersiz bırakılmaya çalışıyorlar. Akp faşizminin paralı suçluları serbest bırakılırken, zindanlardaki siyasi tutsaklar dışarıdan habersiz  bırakılmaya ve direnişleri, umutları kırılmaya çalışıyor.

Şehit Mazlum’un eylemi ie başlayan 14 Temmuz Direnişi’nin kendisine düşman olarak ilk gördüğü, ihanet çizgisi ve teslimiyet oldu, özel savaş yoluyla irade kırmaya çalışan faşist TC, kadınların yönünden dünden bugüne irade kırma yöntemi olarak tecavüz ve taciz ile onursuzlaştırmaya çalışıyor. Kadınlardan başlayarak fiziki ve manevi olarak her tutsağı ilk olarak böyle düşürmeye çalışıyor. Daha sonra aile veya başka durumlar üzerinden tehdit ederek teslim almaya yöneliyor. Dışarıdan haber almaların engelleyerek, inşaa edilen gri duvarlar arasında tutsakların umudunu kırmaya yöneliyor. Bunca saldırı karşısında zindanlardaki direniş daha da büyüyorsa. 14 Temmuz Onur Günü’nde zindanlar başta olmak üzere açık zindana çevrilemeye çalışılan Kurdistan’a sahip çıkmak, elimizi taşın altına koymak gerekirse tüm bedenimizi taşın altına yatırmak zorundayız. Özellikle gençlik ve gençliğin içindeki genç kadın kitlesi olarak, 14 Temmuz’un anlamını iyi anlamalı onur gününde onurlu bir yaşam için kendimizden feda etmeyi bilmeliyiz. Kurdistan gençliğinin Kızıl Yıldız’ı Ali Çiçek bedenini açlığa yatırırken nasıl bir kaygı duymadıysa, kaygısızca ve hesapsızca ölüme siper  ettiyse kendini, Kemla Pir ‘Bizler yaşamı uğrunda ölecek kadar çok seviyoruz!’ dediyse ve onurlu, özgür bir yaşamı bizlere getirmek için insan üstü bir savaşımın içine  girdiyse, Xeyri Durmuş, ‘Mezar taşıma halkına borçlu öldü yazın’ dediyse, Akif ve Ali, ‘Biz partimizden teslimeyeti değil, direnişi öğrendik.’ Derken fedaice direnişin içinde yer aldıysa, onlardan ve partimizden öğrendiklerimiz ile borcumuzu ödemenin, halkımıza onurlu ve özgür bir yaşam sunmanın zamanı gelmiştir geçiyordur bile.

 

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.