Şehit Zeryan’ın Cümleleriyle, Şırnex Direnişi Günlüğü- XII

0

16-04-2016

Direnişin 34. Günü

Kenan, Mahir ve Adıl’ın grubunu yeniden örgütledik. Tüm    zorluklara rağmen kendini bırakmak yok. Bir hat komple düşmanın eline geçmiş. Cihaz konuşmalarından anladığım kadarıyla kopuk olan Zağros ve Rozerin arkadaşlarla bağlantı oldu, fakat ayrıntısını bilmiyorum. Düşmanı vurmak için içim içimi yiyiyor. Sefkan için dahi olsa bu düşmana ağır darbe vurmalıyız.

Sipan gidip B-7 ile bir roket tutulan yerlere vurdu. Sonuç almış olacak ki düşman kudurmuşçasına vuruyor. Sonra Bawer kaç suikast yaptı. Tabii bawer’i suikaste göndermek mesele. Ama ben oturmasına izin vermiyorum. Küçük bir fırsat bile bu düşmana verilmemeli. Gittikçe hareket alanımız daralıyor. Bu bizim için tehlikeli, kimi yerler enkaz olduğundan kalamıyoruz. Bu dönemde en öfke duyduğum şey kobra tipi zırhlı araç. Bizleri en çok zorlayan şey oldu.

Bugünlerde düşman gücünde saldırırken bir hovardalık var. Yani düzensiz şekilde ilerliyor, bunlar DAİŞ. Çünkü cihazda Arapça konuşmalar oluyor, tipleri de tuhaf, hepsi iri yarı ve yaşları da büyük. Tabii korucular da var. Kürtçe bize “teslim olun” diye sesleniyorlar. Düşmanın da nereli olduğu önemli değil. Şu an bu operasyonlarda yer almaları ve ihaneti tercih etmeleri önemlidir. Elbet bir gün bunların hesabı sorulacak. İsmet paşa mahallesinde yoğun çatışma var sanki arkadaşlar iyi vurmuş seslerinden öyle anlaşılıyor.

17-04-2016

Direnişin 35. Günü

Son iki gündür keşif çok yoğun geziyor. Bugün de öyle. Ben Kenan, Bawer, Azadi ve Diren birlikteyiz. Bu savaş sürecinde neler gördüm, neler. Partiden, önderlikten aldığım güçle yaşıyorum. Bugün sabah çok yoğun obüs vurdular, basınçla her yer sarsılıyor. Her yerden toz duman kalkıyor. Bu durumlara bile ayak uydurabildik. Gün boyu keşiften kaynaklı hareket edemedik. Haberlerden dinledim, İsmetpaşa da kırka yakın düşman öldürülmüş, herkes moral aldı, bir nebze olsun şehitlerin intikamını alabildik. Akşama doğru heval Xelil’in noktasına geçtim, bugün sesimi duymayınca tedirgin olmuşlar, görünce de rahatladılar. Rozerin’i gördüm, sıkıca sarıldım. Geçen gün yaşananları ayrıntılı aktardı. Yaşananlar biraz da boşluktan oldu. Zağros, Yılmaz ve Adıl (mahmurlu) görünce içim ısındı. Sonra gözlerim heval Sefkan’ın silahına ilişti onu anmaktan kendimi alamadım. Bir de şehadet şekli çok zoruma gitti. Bawer’in (gewda) grubuyla geçecekmiş geçememiş, düşman vurmuş. Tek kalmış, yaralanmış ve kendisini bir yere sürüklemiş, sonra mermiyi başına sıkmış. Yine şehit düşmemiş, bir süre öyle ağır yaralı can çekişmiş. Mustafa ve Çektar farketmişler, bir süre sonra şehit düşmüş. Cudi’yi de çıkaramadık. Şimdi ona ne oldu bilmiyorum, neden baştan örgütlemedim, arkadaşlara bıraktım, keşke erken fırsat bulsaydım, son birkaç gün her şey üst üste geldi. Şimdi Cudi’ye ne oldu, nasıl şehit düştü, ya da yaşıyor mu? Kimse bilmiyor, gidip bakamıyoruz. Hatlar kesik, özelde Cudi’nin durumu çok ağırıma gitti, onu kurtaramadık.

18-04-2016

Direnişin 36. Günü

Cumhuriyet mahallesi düşüyor. Dicle mahallesine göre düşman daha hızlı ilerliyor.ilk etken Eriş’in ihaneti, ikincisi ise yönetim boşluğu. Bunlar birleşince savaş pozisyonu çıkmıyor. Düşman yine yıka yıka ilerliyor. Yer yer vurmaya çalışıyoruz. Fakat onlar daha hakim.Tek mermiye karşılık onlarca tank ve obüslerle karşılık veriyor. Bugün Adıl’ın yeri de düştü. Onları çekmek zorunda kaldık. Kenan ve grubunu İsmet paşa mahallesine gönderdik. Şimdi ağırlıkta yoğun vuruyorlar.

19-04-2016

Direnişin 37. Günü

Pozisyonumuzu koruyoruz. Birkaç ötede bir binayı düşman tuttu. Üzerimize hakim. Arın caddesinden geldiklerinden vuramadık. Şimdi artık gidip gelmek bile sorun olabiliyor. Durmadan zırhlı kepçe çalışıyor. Orda düşman kaynıyor. Arkadaşları zor tutuyorum. Keşke beni de bir şeyler tutmasa.

Fakat savaşmadan teknikle şehit düşmek ürkütüyor beni. Daha intikamımı kusmadım, bu düşmana verilecek cevabım var. Olacaksa bir şehadet en onurlu haliyle olmalı.

20-04-2016

Direnişin 38. Günü

Keşiften bıktık, heron yetmezmiş gibi dronda başımızdan eksilmiyor. Neyse ki bugün bir tane düşürdük. Bugün Mahir şehadetten zor kurtuldu hem de birkaç kez. Mahir değerli bir yoldaş. Fakat biraz daha inisiyatifli olabilir. Sipan arkadaşı zor tutuyorum, çok öfkeli ve gözü kara. Hiç kendini korumuyor. Gidip bir binaya vurduk, Sipan öfkesinden hızını alamadı, neredeyse BKC şeridini boşaltacak. Onu zor durdurduk, fakat düşmanı etkili vuramıyoruz. Bizi sıkan temel şey bu.

Aklımdan heval Sefkan çıkmıyor. Ben babamı yitirseydim bu kadar zoruma gitmezdi. Heval sefkan’ın çocuklarını düşünüyorum, onlar babalarıyla gurur duymalılar. Heval Sefkan hem yoldaştı, hem babaydı. Onu çok seviyordum, ona çok alışmıştım. Ben, o, Demhat hep birlikteydik. Dicle mahallesinde yaşadığım zorlu anları onlarla aştım. Beni Kaç defa ölümden kurtardı. Hep koruyordu, o benim yoldaşım, o benim babam,can yoldaşım, keşke yanında olsaydım. Onu koruyamasam da en azından bu kadar kötü şehit düşmesini engellerdim. Ona karşı yoldaşlık borcum vardı. Ama ben orda değildim. O birçok kadrodan daha savaşkandı. Onun yoldaşlığına layık olacağım.

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.