KJC Koordinasyonu Üyesi Ekin Armanç: “Devrimci Halk Savaşı; Özgür Önderlik, özgür ülke ve özgür yaşamdır”

0

Süreci ve gelişen süreç içerisinde Devrimci Halk Savaşı ve Devrimci Halk Savaşında genç kadınların ve gençlerin rolü üzerine Komalên Jinên Ciwan Koordinasyonu üyesi Ekin Armanç bir röportaj gerçekleştirdik.

DEVRİMCİ HALK SAVAŞI VARLIĞINI SAĞLAMA ALMA SAVAŞIDIR

Kürt halkının hala yok sayıldığını ve  buna karşın Devrimci Halk Savaşı’nın tek çözüm olduğuna dikkat çeken Ekin Armanç şu sözlerle konuşmasına başladı: Şimdi gelişen son süreci ele aldığımızda görüyoruz ki faşizmin kol gezdiği, savaşın tırmandırıldığı bir ülkede her şeyi elinden alınmış, hala bile varlığı kabul görmeyen bir Kürt gerçekliği ile karşı karşıyayız. Kürt halkının tüm değerleri acımasız bir şekilde faşizmle elinden alınmak isteniyor ve bunlar sadece iktidar çıkarları temelinde gelişmektedir. Yıllardır Kürdistan’da yürütülen kirli savaş politikalarına baktığımızda Devrimci Halk Savaşı’nın bir tercih değil zorunluluk olduğunu, özellikle Erdoğan kliği ile daha somut gördük. Böylesi yüksek yoğunluklu bir savaş içerisinde Kürt Halkının sessiz kalması, bu savaşta bir taraf olmaması tabi ki düşünülemez. Bu anlamı ile Devrimci Halk Savaşı bizler açısından varlığını koruma ve özgürlüğünü sağlama savaşıdır. Kesinlikle bir tercih değil, zorunluluktur. Ve 21. yy savaşları açısından ele alırsak bunu daha net görmüş olacağız. Her şeyin iktidar temelli geliştiği bir dünya gerçekliği ile karşı karşıya olduğu unutulmamalıdır.”

DEVLETLERİN ROJAVA DEVRİMİNE YAKLAŞIMI SÖMÜRGE POLİTİKASIDIR

Devletlerin Kürt ve Kürdistan’a olan düşmanlığını Rojava Devrimi üzerinde görüldüğüne dikkat çeken Ekin Armanç konuşmasına şu sözlerle devam etti: “Dünya hegemonyası tarafından sadece Kürtlere ve Kürt kazanımlarına dönük gelişen saldırılara bakarsak Kürdistan ve Kürtlerin nasıl bir saldırı gerçekliği ile yüz yüze kaldığı görülür. Rojava devrimini ele aldığımızda dünya nezdinde gelişen halk devrimine yaklaşım tamamen bir sömürge politikasıdır. İktidar blokları kendi çıkarları temelinde Rojava üzerinden her istediğini söyleyip Rojava ve Kuzey Suriye haklarının kendi kendini yönetmesini, yani kendi kaderini tayin etme hakkını kabullenmediği açık bir şekilde ortadadır. Bundan kaynaklı da ABD-Rusya, Erdoğan faşist diktatörlüğüne karşı sessiz kalmakla ve savaş çığırtkanlığı yapmasına müsamaha etmekle yetinmiyor, kirli savaş politikasının tam içerisinde yer alıyor. Bunu böyle bilmemiz ve böyle ele almamız gerekmektedir. Rojava devrimi ile iktidar blokları tarafından görüldü ki 21. yy, halkların devrim yüzyılı ve öz irade yıllarıdır. Bundan kaynaklı da özel savaş aracılığıyla halkların devriminin yayılmaması için ellerinden gelenin üstünde bir çabanın içerisindedir. Ve her yönü ile kirli, suçlu bir özel savaş konsepti devreye konulmaktadır. Bunu sadece Rojava ve Kuzey Suriye halkları ile sınırlı tutmak bizler açısından hata olur. İktidar bloklarının ve emperyalizmin gerçekliğini iyi görmeli ve anlamalıyız.”

ÖZSAVUNMA DOĞANIN EN TEMEL KANUNUDUR

AKP-MHP faşizmine dikkat çeken Ekin Armanç başta gençler olmak üzer Kürt halkının buna karşı özsavunmasını geliştirmesi gerektiğine vurgu yaptı ve devam etti: “Özellikle AKP ve Faşist Erdoğan terörünün son yıllarda Kürt halkları üzerinden geliştirdiği suçlu, özel savaş politikalarına baktığımızda hegemon güçlerin pozisyonu daha somut görülmüş olur. Köyler bombalanıyor, insanlar katlediliyor, sınırlar ihlal ediliyor, işkenceler en üst safhada geliştiriliyor, kadın üzerinde tecavüz, taciz, soykırım politikaları aralıksız sürdürülüyor. Kutsallığımız olan şehitliklerimiz en vahşi bir şekilde yakılıp yıkılıyor. Tüm bunlar yaşanırken kimse Kürt Halkı için neden Devrimci Halk Savaşı diyemez.  Özsavunma doğanın en temel kanunudur. Kürt halkı için de Devrimci Halk Savaşı en temel özsavunma stratejisidir. Devrimci Halk Savaşı, bizler açısından bir tercih değil kesinlikle bir zorunluluktur, Kürdistan Gençliği bunu böyle görmeli ve anlamalıdır.”

Kürdistan’da geliştirilan özel savaş politikalarını Kürt gençlerinin iyi görmesi ve okuması gerektiğine vurgu yapan Ekin Armanç, gençlerin özsavunma savaşında yerlerini almaları gerektiğine vurgu yaptı: “Kürt gençleri özel savaş politikalarını iyi görmelidirler, bunlar neden yaşanıyor dememeli, ben neden Devrimci Halk Savaşı içerisinde yer almıyorum demelidir. Ben neden kendi değerlerim ve onurum için savaşmıyorum demelidir. Kürdistan’da gelişen soykırım politikaları o kadar vahşi ve sinsice yürütülmektedir ki buna karşı neden yaşanıyor sorusu kendinden, ülkenden vazgeçmektir. Devrimci halk Savaşı’na ekmek ve  su kadar ihtiyacımızın olduğunu iyi bilmeliyiz. Devrimci Halk Savaşı öz bilincimizdir, irademiz, kimliğimiz, onurumuz ve ülkemizdir. Devrimci Halk Savaşı, her şeyden önce Kürdün varlığı ve özgürlüğüdür. Bu temelde yaklaşılmalı ve ele alınmalıdır. Bilmemiz ve görmemiz gereken temel husus düşman Kürtlere ve Kürt gençlerine savaş ve öz savunması dışında hiçbir seçenek bırakmamışken neden Devrimci Halk Savaşı  diyemeyiz. Bunlara karşı Kürt gençleri her alanda özsavunmasını alacaktır. Bu mutlak bir gerçekliktir.”

KADINLARIN EN TEMEL İHTİYACI ÖZSAVUNMADIR

Devrimci Halk Savaşına en çok kadınların ihtiyacı olduğunu ifade eden Ekin Armanç kadına biçilen cinsiyetçi normları ancak Devrimci Halk Savaşıyla aşılabileceğini belirtti ve ekledi: “Temel olarak ele aldığımızda Devrimci Halk Savaşı’na  en çok da kadınların ihtiyacı vardır. 5 bin yıldır sunulan, öğretilen bir kölelikten bahsetmekteyiz. Bu 5 bin yıllık kölelik ve sömürü politikalarına karşı kadınların yürütebileceği en güçlü mekanizma Devrimci Halk Savaşı stratejisidir. Kadınlar bunu her yönü ile yürütmelidir. Devrimci Halk Savaşı, sadece kuru bir savaş değildir. Esası özsavunmadır. Yani kendini, varlığını, değerlerini savunmadır ve tüm bu değerleri korumak için savaş halidir. Bunu ekonomisiyle de, siyasetiyle de, politikasıyla da, kültürüyle de, diliyle de, kendi öz iradesi-bilinciyle yapmalıdır. Yarattığı tüm değerleri hem özsavunma hem de meşru savunma stratejileri ile ele almalı ve mücadele yürütmelidir. Yaratılan değerleri ancak Devrimci Halk Savaşı ile koruyabilir ve yürütebilir. Her şeyi ile kadını yok sayan, varlığını dahi kabul etmeyen, soykırıma uğratılan bir dünya hegemonyasıyla karşı karşıyayken özsavunmasız tek bir adım dahi atamayacağını görmeli ve bilmelidir. Kadına biçilen toplumsal cinsiyet öğretilerine karşı mücadeleyi ancak Devrimci Halk Savaşı’nı geliştirerek koruyabiliriz.

Kadınlar açısından özsavunma olmadan nefes dahi alamayacağımızı, erk aklın bizi her şeyimiz ile yok edeceğini unutmamak lazım. Kadınlar açısından özsavunma olmazsa, erk akıl-hegemon sistem kadında ne duygu bırakır, ne his bırakır, ne de yaşam bırakır. Yüzyılların getirdiği en temel gerçekliktir budur. Kapitalist Modernite sisteminin de gerçekliği bu değil midir? Bundan kaynaklı kadın ve kimlikleşen ‘Genç Kadınlar’ olarak Devrimci Halk Savaşı stratejisine herkesten daha çok ihtiyacımız var. Biz kadınlar açısından en temel ihtiyaç özsavunma olduğu en gerçekçi olandır.”

GENÇ KADINLAR RADİKAL BİR TUTUMLA ÖZSAVUNMASINI ALMALIDIR

Kapitalist Modernitenin hedef noktasının genç kadınlar olduğunu belirten Ekin Armanç buna karşın genç kadınların mücadelesini artımasını sisteme karşı büyük bir kin ve öfke beslemesi gerektiğini söyledi: “Günümüz koşullarını değerlendirdiğimizde Kapitalist Modernite sistemi içerisinde hedef nokta Genç kadınlar olmaktadır. Kadının kapitalist sistem içerisinde her şeyi ile alınıp satıldığı artık teşhir olan bir geçekliktir. Kapitalist modernite sistemi tüm değerlerimizi çalarak pazarlara sunmuştur. Ciddi bir yozlaştırma sistemi ile karşı karşıyadır. Buna karşı çıkabilecek tek mekanizma öz savunmadır. Bu da Devrimci Halk Savaşı demektir. Toplumsal tüm değerlerimizi çalan bu sisteme karşı daha radikal bir mücadele içerisinde olmamız gerekmektedir. Fuhuş, ajanlaştırma ve uyuşturucu politikaları bugün en çok genç kadınlar üzerinden geliştirilmek istenmektedir. Fuhuş ile bedeni yok edilmeye çalışılıyor. Ajanlaştırma ile öz kimliğinden ve yurtseverlik bilincinden uzaklaştırılmaya çalışılıyor. Yine uyuşturucu ile bilinci donuklaştırılmaya çalışıyor.

Tüm bunlarla temel amaç kadın değerlerini ve toplumsal ahlak değerlerini yok etmektir. Kapitalist Modernist sistem içerisinde kadınlar tüm değerleriyle taciz edilip tecavüze uğratılmaktadır. Böylesi kirli bir sistem içerisinde öz savunma olmadan genç kadınlar kendi bedenleri, kimliği ve bilinci ile yaşayamaz. Yani kendi özü ile yaşayamaz. Genç kadınlar bu çarpıcı gerçekliği görmeli ve buna karşı daha radikal bir mücadele içerisinden yok edilmeye çalışılan kadınlık değerleri ve toplumsal değerleri için özsavunmasını almalıdır. Okulda, tekstil atölyelerinde, mahallesinde, sokağında tüm yaşam alanlarında örgütlenerek erk akılın yarattığı taciz-tecavüz politikalarına karşı eyleme geçmelidir. Öz savunma bedenini, kimliğini, bilincini korumak demektir. Devrimci Halk Savaşı içerisinde bu değerler bütünleşerek toplumsallık kazanır, yani değer ve bilinç yaratır. Bu da Ahlaki-politik toplum demektir. Özcesi özgür yaşam demektir.”

MÜCADELE YÜKSELTİLMELİ

Devrimci halk savaşı içerisinde genç kadın ve gençliğin görevlerine değinen Ekin Armanç, mücadelenin yükseltilmesi gerektiğine vurgu yaptı, Gençlik ve genç kadınlar Devrimci Halk Savaşının olmazsa olmazı konumundadır. Bir önceki soruda belirtildiği gibi, hegemon sistemler varlıklarını fuhuş, uyuşturucu ve ajanlaştırma ile sağlamaktadır. Bunu da gençlik ve genç kadınları düşürerek, yozlaştırarak yapmaktadır. Uygulanan bu politikalara karşı Devrimci Halk Savaşı’nın stratejik yürütücü gücüdür. Kuzey Kürdistan’da son süreçte gençlere ve genç kadınlara bu boyutu ile ciddi yönelimler bulunmaktadır. Bazılarını bizler de TV üzerinden izledik. Bunlara karşı kısmi bir mücadele ediliyor fakat yeterli olmadığını belirtmek istiyorum. Faşizmin bu politikalarına karşı sadece legal sahada mücadele yürütülerek cevap olamazlar. Bu gerçekliği görmelidirler.

En son Amed-Lice’de faşist TC devleti gerilla şehitliklerine yine saldırıp, birçok şehidin mezarlıklarını kırmışlar. Bu ne demektir? Bu yüreğine vura vura sömürgecilik uygulanmaktır. Bununla yerin altında da olsa Kürdü yok edeceğim diyor. Kürdistan gençlerinin buna karşı sessiz kalması ciddi bir sorundur. Kürdistan gençleri değerlerimize bu şekilde yaklaşımı nasıl kabul eder ve sessiz kalırlar? Eğer faşistler değerlerimize saldırıyorsa bunun özsavunması olmalıdır. Faşistlerden hesap sorulmalıdır. Bazen düşmanı onun yöntemleriyle de vurmak gerekir. Bu vahşiliğe karşı sessiz kalmak en büyük münafıklıktır. Yine Kürt katili Faşist Erdoğan ve soysuz çeteleri yanı başlarında gençlerimizi yozlaştırıp soykırıma uğratıyor, kutsal değerlerimiz olan Şehitliklerimizi yakıp yıkıyor ve buna karşı yurtsever gençler sessiz ve sıradan bir mücadeleyle sınırlı kalıyor. Demek ki burada normalize  etme var. Alıştırma var. Sömürü adına ne varsa onu her seferinde biraz biraz uygulayıp Kürt gençliğinin gözünde normalleştiriyorlar.  Bunlar karşısında kıyameti koparmaları gerekiyor.”

Gerçekleşen saldırılar karşısında her Kürt gencinin cevap olması gerektiğini söyleyen Ekin Armanç: “Her Kürt genci Kürdistan da geliştirilmeye çalışılan özel savaş ve sıcak savaşa karşı Devrimci Halk Savaşı içerisinde kendilerini örgütlemelidir ve yeminli Kürt düşmanı olan Erdoğan ve onun işbirlikçilerine hesap sormalıdır. Kürdistan gençliği her zaman Kürt halkının öz savunmasını almıştır. Bugün de tarihi rolünü oynamalı ve Kürt düşmanlarından hesap sormalıdır. Şimdi tüm bu yaşananlar içerisinde Devrimci Halk Savaşının öncü gücü tabi Kürdistan gençleri olacaktır. Sömürü ve işgal politikalarına karşı Devrimci Halk Savaşı stratejisi biz Kürt gençleri ve genç kadınları  açısından bir zorunluluktur. Devrimci Halk Savaşı; Özgür Önderlik, özgür ülke ve özgür yaşamdır.” dedi.

DEVRİMCİ GENÇLİK SAVAŞI ZAFERE TAŞINMALI

Son olarak gençliğin oynaması gereken role vurgu yapan Ekin Armanç, genç kadınları ve gençleri devrimci mücadeleyi büyütmeye çağırdı, “Devrimci Halk Savaşı’nda  genç kadınların ve gençliğin rollerini oynaması muhakkak ki büyük etki yaratacaktır. Geçmiş tarih, gençliğin tarihi görevlerini yerine getirerek halkların özgürlük bilincini yükselterek eylemsel kılmış, diktatörlükleri alaşağı etmişlerdir. 68 kuşağı diktatörlükleri alaşağı ederek halklarda özgürlük bilinci yaratmış ve direniş çizgisi açığa çıkarmıştır. 27 Kasım 1978’de PKK’nin doğuşuyla, Önder APO’nun öncülüğünde gençlik, Kürt gençliği ve diğer gençlik kesimleri yeniden tarihteki etkili rollerini oynamaya başlamıştır. 2010 ile başlayan Devrimci Halk Savaşı stratejisi ile beraber Kürdistan gençliği rolünü oynamış ve oynamaya devam etmektedir. 2012 Rojava Devrim sürecinde gençlik tarihi rolünü, Kobanê süreciyle taçlandırmıştır.  Yine 2014-2016 sürecinde YDG-H ve YDG-K, devrimci toplumsal görevlerini üstlenip dünya çapında yankı yarattıysa şimdi de Kürdistan genç kadınları ve gençliği yeminli Kürt düşmanı Erdoğan’ın ve AKP’nin işgal politikalarına karşı daha güçlü örgütlenerek halkların devrim sürecinde öncülük rol ve misyonlarını yerine getirmelidir. Halkların kaderi olan Devrimci Halk Savaşı Stratejisi’nde yerlerini alarak dünya hegemonyasını, özelde de Kürdistan toprakların da gelişen soykırımcı, emperyalist hegemonlara hesap sorarak tarihteki etkili yerini almalıdırlar. Kürdistan gençliğinin bu gücü ve iradesi vardır. Bu noktada daha kararlı, iddialı adımlarla mücadeleye katılmalıdırlar. Bu temelde başta Kürdistan genç kadınlarını ve gençliğini devrimci mücadeleyi büyütmeye ve Özgür Kürdistan dağlarına çağırıyoruz.”

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.