Bir Gerilla’nın Gözünden; KADIN

0

Berçem Sıperti

Kadın olarak toprakla olan bağılılığımız, hemen hemen bütün canlılardan daha yakınızdır toprağa. Nasıl ki doğa, hayvanlara ,bitkilere ,ağaçlara yani doğada olan herşeye can veriyorsa ,kadın da bugün dünya da yaşamın her alanında yaşama ve yaşamın bütün güzelliklerine yaşam katıyor. Bunu dünyaya getirdiği çocuklardan da görebiliriz. Erkeğe bile can veren kadındır. Bereketin simgesidir kadın. Bunu tarihe baktığımızda rahatlıkla görülebiliriz. Bunun en somut örneği de neolotik dönemde var olan toplumdur. O toplumu yaratan ve bunu günümüze getiren kadındır tabi ,o muhteşem yaşamdan geriye kalan çok az kalıntı kalmış olabilir. Bunun yok olmasının isteyen, kadının güç olmasını kaldıramayan erkek egemen zihniyetinden kaynaklandığı da gözle görülebilir. Kadını kıskanan onu çekemeyen ve yok olmasını isteyen erkektir bunu görebiliyoruz. Tabi bunun önüne engel olmamız gerekir. Bu nasıl olacak dersek, bunu neolotik döneme geri dönüp bakarak çözümleyebiliriz.

O dönemde kadın topraktan asla ayrı tutulmaz ve bir güç olarak görünürdü. Toprağı ekip biçen hayvanları evcilleştiren, çocuklara yaşam alanı yaratan ve asla savaşı, ölümü ,talanı kabul etmeyen helede kadın üzerinde hakimiyete izin vermeyendir çünkü orada hakim olan kadın ,erkek ayrımı koymayan artı-ürüne asla göz dikmeyen bunun önüne geçen bir güce sahiptir. Tabi şimdi ki süreçte ona verilen sadece çocuk doğurmak, ev temizlemek ,iki duvarın arasında kalan haldir. Bunun en büyük sorumlusu erkektir, kendi doğurduğu erkek onun katili oluyor. O erkeğe yaşam verirken, erkek onun yaşamını alıyor. Buna da sesi çıkmıyor. Ama şimdi PKK hareketiyle kadın öyle bir rol sahibi oldu ki kimse onun önünde duramıyor, kendi Öz ve iradesi ile zülme ve sömürgeci, tecavüzcülere karşı savaşıyor. Dünya da ilk defa kadın partisi kuruldu ve bu ÖNDER APO’nun sayesi ile gelişti, bu felsefenin elçileri olarak da Kürt kadınlarına da öncülük ediyor ve bu gün bütün dünya Önder Apo sayesin de kürt kadınını ve bütün Dünya Kadınlarının gücünün farkında. Bunun somut halide Rojava Devrimindeki kadının verdiği savaşla gözler önündedir.

Eğer biz kadınlar bu verilen mücadeleye sahip çıkmazsak, her zaman bir erkeğin ,karısı, kızı, kardeşi olmaktan çıkamayız. Bizim en büyük mücadelemiz bizi bir koyun gibi satan yada satın alan erkek zihniyetine karşı bir direniş ve bir mücadele sahibi olmaktır ve Önderliğin bizden istediği Demokratik Moderniteyi doğru anlamalı ve bunu yaşamsallaştırmalıyız. Biz kadınlar ekonomi ,politika ,savaş ve bütün özgürlük alanlarında yerlerimizi doğru temelde almalıyız. Geleneksel yaklaşımlarla özgürlüğü elde edemeyiz , Önderliğimizin de dediği gibi;” kadının özgürlüğü aynı zamanda da erkeğin ve toplumun da özgürlüğüdür “. Yine ÖNDERLİĞİMİZ diyor ki ;“İnsanda aşk olmalı ,yüksek yaşama ilgi olmalı. Özgür kadın olmak kolay değil ,Ne yaptığını bilen kişilik en değerlidir.”

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.