Agirî’nin yüce kadını Sema…

0

Sema’yı anlatmaya, ne dil ne sözcükler ne de ses yeter. Günlerce gecelerce eyleminin ve yaşamının anlamı anlatılsa az kalır. Sema devrimin ateşle buluşan tanrıçalarından, Sema, Leyla, Serhildan. Yaşamın her alanında her nefes alıp verişinde bir isyan. Sema Yüce’nin yaşamına baktığımızda her dakika ihanet ve düşmanla, hırçın, sınırsız mücadelesini görebilmekteyiz.

Tarih, 1971 yılını gösterdiğinde Agirî’nin Dutex (Tutak) ilçesine bağlı Qerqelik (Kargalık) köyünde doğar Sema, feodal ve şehylik geleneğinin hakim olduğu 6 çocuklu bir ailede büyür. Çocukluk yıllarından itibaren Kürt gerçekliğinin çelişkilerini yaşar Sema Ararat’ın direngen halini alır kendime. Amcası Sema’ya Leyla Qasım’dan aldığı Leyla ismini vermiş. Leyla, isyanın ve direnişin ismi olarak Kürt kadın tarihine yazılmştır. Sema ise Leyla isminin asi ve isyancı ruhunu yaşatmıştır ruhunda. Sema Yüce’nin örgüte katıldıktan sonra da aldığı isim Serhildan’dır. Her haliyle isyana gebe bir yaşamın taşıyıcısıdır Sema. Yurtseverlik ve mücadele ile dolu bir yaşamda yetişen Sema cinsiyetçiliğe ve eşitsizliğe karşı katılmadan önce de katıldıktan sonra da mücadele etmiş. İsyan haliyle her zaman mücadeleye kadınları bir adım daha yaklaştırıyordu.

İlkokulu köyde, ortaokulu Dutex’te, liseyi öğrenimini ise Agirî’de tamamladı. Liseden sonra Ankara’da bulunan Ortadoğu Teknik Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nü kazanan Sema, çok geçmeden PKK ile tanıştı. Kürt özgürlük mücadelesi için aktif rol alarak, 1991 yılında Mêrdîn’de PKK saflarında katılan Sema, bir süre Mêrdîn eyaletinde kaldıktan sonra, eğitim için Mahsun Korkmaz Akademisi’ne geçti. Burada Önderlik ile tanışan Sema, Önderliğin, “Kendini örgütleyen insan en iyi militandır” belirlemesini kendine ilke edinerek, 1992 yılının yaz aylarında bir grup arkadaşı ile birlikte Serhet eyaletine geçti.

Sema ihanet sonucu düşman tarafından esir alınır. Önce Nevşehir’e sonra Çanakkale zindanına gönderilir. Sağlık sorunları da vardır. 90’lı yılları bilinir, düşman yönelimleri tutuklulara dönük oldukça fazlaydı, işkence en üst düzeydeydi. Gözaltındayken ve tutukluyken asla taviz vermemiştir. Direnişi hiçbir zaman elinden bırakmamıştır. Sema her zaman direniş ile yaşamış ve şimidi de direnişle anılmaktadır.

Çanakkale Cezaevi’ne sürgün edildikten sonra Sema, cezaevi sorumlularından biri olur ve aynı cezaevinde kalan tasfiyeci çizgi ile mücadelede de en önde yer alır. Sema Yüce, zindana girdikten 6 yıl sonra 21 Mart 1998 Newroz akşamı, “Beynimi, yüreğimi ve bedenimi 8 Mart’tan 21 Mart’a ulaşan ateşten köprü yapmak istiyorum” diyerek geçekleştirdiği eylemi büyük bir etki yarattı. Düşünsel olarak ulaştığı aşama Kürt kadın hareketi için bir eşik oldu. Uzun süre hastanede tedavi gören Sema, 17 Haziran günü yaşamını yitirdi. Yaşamını yitirmeden önce son sözü, “Ben Newroz oldum, Mazlum oldum” olur.

Sema yeniden doğuş, yeni bir direniş ayfası demektir Sema umut demektir, isyan, mücadele demektir.
Onlarca kadın Sema’nın izinde, Sema’nın adıyla, Semalaşarak zafere doğru yürüyorlar. Devrimle gelecek günlerde Semalarla buluşma umuduyla.

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.