68’in Gençliğe Mirasına Ne Kadar Sahip Çıktık?

0

 Bermal Bawerin Koçer   

Tarihin çeşitli dönemlerinde, unutulmayacak ve yaşayacak olan dönemler yaşanmıştır. Bu dönemler tarihte öncülük ve çıkış noktası olması göreviyle hafızalara kazınmıştır.1968 Gençlik Hareketi,  gericiliğe ve onun yaratımı sistemlere karşı bir başkaldırı hareketi olarak dünyanın dört bir yanında yankı bulmuştur. 1968, gençliğin umutlarından doğmuştur. ’Başka bir dünya mümkün’ sloganıyla durulmak bilmeyen özgürlük akışının ruhu olmuştur ve bir kez daha göstermiştir ki gençliğin damgasını taşıyan tarihsel ve siyasal hareketler yenilgiye uğratılamaz.

1968 bir düşünce dirilişidir. Çok sistematik bir gençlik hareketi olmasa da başta Kapitalist sistem olmak üzere karşıt bir tepki, başkaldırı hareketidir. Topluma cevap olmayan ve toplumu zehirleyen sisteme karşı bir duruştur. Kapitalist ülkelerde kapitalizme karşı, reel sosyalist ülkelerde reel sosyalizme karşı durmuştur. Ulusal kurtuluş sorunu olan ülkelerde halka cesaret veren çıkış gücünü vermiştir. Komboçya ‘da , Vietnam’da,  Laos’da ve daha birçok yerde direnişin güçlenmesi,  enerjisini bu gençlik hareketinden almıştır. Ortadoğu da ise Filistin, Kürdistan ve Türkiye başta olmak üzere en somut çıkışların ve örgütlülüğün ruhu ve eylemi olmuştur.

Kadın Özgürlük Mücadelesinde önemli bir yeri olan Feminizm örgütlenmelerinde 68 Kuşağının önemli bir yeri vardır. Feminizmin ikinci dalga örgütlenmesi olarak adlandırılan 1960 ve 1980 yıllarında da, kadınlar tarihte birçok dönemde görüldüğü gibi faşizme karşı örgütlülüklerini oluşturdular. Öğrenci gençlik kesimi içinde kadın komitelerini örgütleyerek kapitalizme karşı savaşta sosyalizmden yana renklerini belli ettiler. ’ Şahsi yaşam yoktur, her şey siyasi mücadelenindir.’ sloganıyla 68 kuşağının ruhu, eylemliliklerinde de kendini gösterir. Kapitalizmin geleneksel kadını temsil ettiği bilinciyle, mücadelenin her alanında yerlerini alırlar. El Salvador öncülüğündeki gerilla mücadelesinde kadınlar yerlerini alırlar. Hindistan da Maocu gerilla birliklerinde mücedeleye katılırlar.  Afganistan da ‘Afganistan Devrimci Kadınlar Örgütü(RAWA-1977) adıyla, Mina adlı öncüleri ile ‘Hayalimiz özgür ve sosyalist bir ülkedir. Sömürgeciler yok olsun, kadın ve erkek özgür yaşasın.’ diyerek örgütlenirler. Filistin de;  ‘Filistinli Kadınlar Birliği, Demokratik Kadın Örgütü’ adları ile, ulusal kurtuluş mücadelesinde halkı eğiterek,  savaş cephesinde bizzat yer alarak örgütlülüklerini sürdürürler. Delal Mağrabi ve Wefa İdris gibi daha onlarcası kadın fedaileri, öncüleri tarihte yerlerini alır. 68 Devrimci Gençlik Kuşağıyla birlikte kadınların mücadelesi;  Lübnan’dan İspanya ’ya,Mısır’dan Latin Amerika ‘ya kadar yayılarak daha da güçlenir.

1968 Gençlik Hareketi her açıdan bakıldığında devrimci demokrasi mücadelesi için bir dönüm noktası görevini görmüştür. Türkiye de 1968 kuşağının devrimci öncüleri İbrahim Kaypakkaya, Deniz Gezmiş, Mahir Çayan, Yusuf Aslan, Hüseyin İnan ve onlarca yiğit genç, sosyalist önder; ulus devletçiliğin uygulamalarına, faşizmine karşı örgütlenmiş ve cephe almışlardır. Ulusların kendi kaderini tayin hakkı temelindeki radikal tartışmalar, mücadelemiz açısından da Kürt Sorunu ilk kez bu dönemde böylesine açık etkin bir şekilde dile gelmiştir. Bu devrimci önderler adeta bir zihniyet değişikliği gerçekleştirmişlerdir. Denizler, Amerikan donanmasına bağlı 6.Filoyu Türkiye kıyılarında denize dökerken, bir dünya sistemini denize döküp boğuyor, adeta nefes alamaz hale getiriyordu. 68 kuşağının; halkları, iktidarı için yutan devlete karşı doğrudan tutum alması, örgütlü mücadele etmesi ne olursa olsun zihinlerde bir devrim yaratmıştır, etkisi büyük olmuştur. Buna karşı ulus devletçi sistem, idamlarla, katliamlarla bu etkiyi kıracağı düşüncesiyle Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan’ı 6 Mayıs günü idam ettiler. Ama Devrimci Önderler düşüncelerinin gencecik bedenleri gibi hep dip diri kalacağı inancıyla idam sehpasında da “Kürt ve Türk halklarının kardeşliğini”, “emperyalizme karşı ortak mücadelelerinin” savunuculuğunu haykırdılar. Onların düşünceleri, fikirleri öldürülememiş ve Apocu, Özgürlük Hareketimizle birlikte mücadeleleri devir alınmıştır. Mücadeleleri kitleselleşmiştir.

6 Mayıs’ın yeni bir yıl dönümüne girmekteyiz. Bu vesileyle’ 68 Kuşağının biz genç kadınlara ve gençliğe bırakmış olduğu mirasa nasıl bir cevap veriyoruz?’ sorularını kendimize sormamız gerekmektedir. 68 Gençlik Hareketi ‘ Başka bir dünya mümkün’ derken ‘ Sosyalist bir yaşam ve gelecek mümkün’ dedi. Önder APO da ‘ Sosyalist ve Demokratik yaşam gençlik ve kadın öncülüğünde inşa edilecektir.’ derken gençliğe olan umutlarını ve zafere yürüme inancını göstermektedir. Peki biz şimdi genç kadınlar ve gençler olarak ne kadar ‘sosyalizmi’ düşlüyoruz? Sosyalist bir dünya uğruna verilmiş bedellerin ne kadar farkındayız ve onun sorumluluğu ile örüyoruz yaşamı?

6 Mayıs tarihi, bu sorgulamaları yeniden ve derinden herkesin kendinden başlayarak yapması için bir dönüm noktası görevini herkesin içinde yeniden başlatabilir. Apocu mücadelemiz her yıl büyüyen direnişiyle gençliğini korumaktadır. Biz gençlere düşen bu sorgulamaları ve gençliği diri tutarak sosyalizm mücadelesindeki rolümüzü ve bize bırakılan direniş mirasını görmemizdir. Önder Apo ‘Genç başladık, genç başaracağız’ derken bu gerçekliği gösteriyor. Sosyalizmin olduğu bir dünya gençliğin enersiyle; ütopyalara ve mücadeleye kavuştu. Onun gerçekleşmesi içinde; öncülük görevi, 68 mirasına sahip çıkan genç kadınlar ve gençlerle mümkün olacaktır. 6 Mayıs’ın yıl dönümü bu bilinç ve sorgulamalarla karşılamakla bin yıllardır süren özgürlük mücadelesi şehitlerine cevap olabiliriz.

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.