Güneşimizi Karartamazsınız: Evrim, barışın ve umudun sevdalısı

0

Serhat’ın Muş şehrinin Bulanık ilçesinde hayata gözlerini açan Evrim Demir, 18 yaşında Sema’ya, Viyan’a, Kemal Pir’e, Dörtlere… yoldaş olur. Halklar Önderi Abdullah Öcalan’a yoldaş olma isteği. Evrim’in devrim ateşini, isyanı ile yeniden yakar. Bıraktığı mektupta 1982’de Esat Oktay faşizminin kol gezdiği ve buna karşı canlarını devrim yolunda alevlendiren dört PKK’linin anısına Evrim ses olur direnişe.

Evrim çok zeki ve başarılı bir gençtir. Evrim avukat olmak ister çevresinde yaşanan çatışmalar, Kürdistan gerçekliği, düşmanın alçaklığı ağır gelecektir Evrim’e ve bütün hayallerini bir kenara bırakıp Özgürlük savaşçılarına yoldaş olacaktır Evrim.

Evrim’in abisi gerilladır. Amcasının bedeni ise yıllar sonra Bitlis’in Mutki ilçesinde Faşist devletin yarattığı toplu mezarlardan birinde bulunur. Evrim’in evinde ve çevresinde yaşadıkları bir genç olarak direnmeye sevk eder Evrim’i.

Evrim 14 Temmuz günü evinin bahçesinde bedenini ateşe verir. Evrim’in neşe dolu olduğundan bahseden ailesi son zamanlarda durgunlaştığını ve sürekli bir şeyler düşündüğünü söylüyor. Evrim babasına: “ İnsanlar artık ölmesin baba birlikte yaşasın.” Diyormuş. Evrim koca yürekli küçük bedenli kadın, bedenini devrim ateşine katarken hiç tereddüt yaşamadı.

“Bizim sınırımızı kültürümüz çizecektir, tarihimiz ve dilimizdir.”

Evrim ailesine bıraktığı mektupta  15 Şubat’ta Halklar Önderi Abdullah Öcalan için Amed’te bedenini ateşe veren Mustafa Malçok’un yanına gömülmek istediğini söyler. Mektubun geri kalanı ise şöyledir: “Bu eylemle barışın sesi olmak istiyorum. Kan kanla temizlenmez, kan kanı getirir. Kürt halkı sınırları önemsemiyor, devleti önemsemiyor. Çünkü bir devlet, bir toplum var. Bir toplumu dili, kültürü ve tarihi var eder. Bizim sınırımızı kültürümüz çizecektir, tarihimiz ve dilimizdir. Biz kardeşiz ama ‘Haklarınız yok, Kürt sorunu yoktur’ denilirse biz de tüm gücümüzle bu hakları savunuruz ve isteriz. Bütün zorluklara rağmen 36 milletvekili seçildi fakat bir milletvekilimiz düşürüldü. Benim sesim hukuk adı altında susturuluyor. Böyle hukuksuzluğu kabul etmeyeceğiz. Hatip Dicle ve diğer tutuklu vekillerimiz onurumuzdur.”

“Kürt halkı Bedirhanlardan, Şeyh Saitlerden ve Seyit Rızalardan gelir.”

Barışın sesi, umudun tanrıçası olan Evrim mektubunu şöyle sonlandırıyor: “Biz Kürtçe söyleyip oynamak değil, statü istiyoruz. Biz kendi kendimizi yönetmek hakkını istiyoruz. Biz var olduğumuzu ve PKK hareketiyle bir bütün olarak kabul edilmek istiyoruz. Bu böyle bilinsin. Artık ‘PKK hareketini imha. tasfiye ederiz’ deyimiyle 30 yıl daha savaşa hizmet ederler. Ben ve benden sonrakiler bunu kabul etmez. 70 yıl bile olsa tekrar ayaklanırız. Yani her açıdan bu durum imkansız ve yararsızdır. Ben bölücü, terörist de değilim, ben bir Kürdüm. Bölücülük adı altında Türk halkı korkutuluyor ve korku imparatorluğu inşa ediliyor. AKP, MHP çok net bir şekilde bunu kullanıyor. Türkiye halkları bizi anlamalı… Kürt halkı Bedirhanlardan, Şeyh Saitlerden ve Seyit Rızalardan gelir. Kürt halkı bunu nesilden nesile evlatlarına anlatır. Daha çok şey yazmak isterdim. Fakat artık gerçekle bütünleşme ve var etme zamanıdır. Tüm Kürt halkını Türkiye halklarını Önder Apo’yu savaşlarda evlatlarını kaybetmiş, tüm anneleri ve babaları değerli tüm gerillalarımızı ve özellikle Amed ve Hakkâri halkını kucak dolu selamlıyorum.”

Evrim tarihi Kürt direnişinde yeni bir ad, yeni bir ses, yeni bir nefes olur. Evrim’in mücadelesi ardılları tarafından her geçen gün artırılarak devam ediyor ve edecekti. Amed’in Eğil ilçesinde Mustafa Malçok’un yanına gömülen Evrim, yaşamın ve umudun genç yürekli taşıyıcı olarak Ali Çiçeklerin ruhuyla her zaman yaşayacaktır.

Faraşîn Sîdar

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.