Sakine Cansız yolumuzu aydınlatmaya devam ediyor!

0

Ronahî Serxwebûn


Sakine Cansız, Kürdistan devrimi ve kadının özgürlük mücadelesinde emeği olanlara, mücadeleyi uzun yıllardır omuzlayanlara büyük değer verir ama gençliğin daha fazla rol alması gereğine de inanırdı. “Saflar gençleşmeli” derdi.

Tüm dünya yeni bir yıla hazırlanıyor. Ocak ayı yeni bir yıla, dolayısıyla yeni umutlara açılmanın kapısı tüm insanlık için. Ancak biz Kürtler ve dostları için Ocak ayı büyük bir acının da ifadesi aynı zamanda. 9 Ocak 2013 Paris Katliamı’ndan bu yana Ocak ayı Sakine, Fidan, Leyla demek bizim için! Tarihin en alçak suikastlerinden birinde hunharca katledilen üç öncümüzün acısını bir kez daha derinden yaşamak; onların anılarını Kürt halkının ve diğer halkların, kadınların, insanlığın özgürlük mücadelesinde bir yemine dönüştürmek ve mücadele bayrağını dört bir yanda yükseltmek demek!..
9 Ocak katliamında yoldaşları Fidan Doğan (Rojbin) ve Leyla Şaylemez (Ronahi) ile birlikte katledilen Sakine Cansız (Sara), Kürdistan ve kadın özgürlük mücadelesi ile özdeşleşmiş seçkin öncülerden biri. Bugüne kadar hakkında çok şey yazılmış-söylenmiş olsa da kişiliği ve mirası daha uzun yıllar tartışılıp irdelenmeye devam edecektir. Çünkü onun mücadelesi ve yarattığı değerler öncülük ettiği mücadele büyüyüp geliştikçe daha da anlam kazanacaktır.
Sakine Cansız, Kürdistan özgürlük mücadelesinde birçok ilki gerçekleştirmiş öncü bir kadındır. Başta Dersim olmak üzere Kürdistan’ın değişik alanlarına kurtuluş ideolojisini taşıran, kadınları bu bayrak altında mücadeleye çeken ilk kadın militandır. PKK’nin kuruluş toplantısına katılan kuruculardandır. Tutuklanan ilk PKK’li kadın, işkencede direnerek düşmana boyun eğdiren Kürdistanlı ilk kadın direnişçidir. Cezaevindeki ilk kadın örgütlenmesinin ve direnişinin öncüsü, daha sonra genel cezaevi direnişinin öncü kadrolarındandır. PKK Merkez Komitesi’nde yer alan ilk kadınlardan, kadın ordulaşması ve partileşmesinin öncülerindendir. Direnişi ve mücadelesiyle Kürdistan sınırlarını da aşarak değişik halkların ve kadınların devrimci mücadelerine ilham kaynağı olmuş evrensel bir öncüdür. Yaşam öyküsü birçok dilde halklara direnmenin yolunu öğreten bir kılavuza dönüşmüştür daha şimdiden…
Sakine Cansız denilince akla herşeyden önce direniş gelir. O, ilk PKK operasyonu olan Elazığ tutuklamalarında Şahin Dönmez’in ihanetine karşın bir direniş kültürünün yaratılmasına öncülük ederek ve Diyarbakır zindanlarında 12 Eylül vahşetini sarsılmaz inancı ve iradesiyle alt ederek kazındı Kürt halkının bilincine. Kürdistan özgürlük mücadelesinin direniş hattının yaratılması ve bu hareketin 12 Eylül vahşetini boşa çıkararak varlığını süreklileştirmesinde belirleyici rollerden birine sahiptir Sakine Cansız. Partinin geri çekilme sürecinde halkın ve devrimcilerin gelecek umutlarını Diyarbakır Zindan Direnişi ayakta tutmuştur. O, bu direnişin efsane isimlerinden biridir ve salt bu yıllardaki rolüyle bile Kürdistan tarihine altın harflerle yazılmayı hak etmiştir.
Kürdistan halkının özgürlük mücadelesinde öncü bir rol oynayan Sakine Cansız Kürdistan kadını için de bir özgürlük meşalesi olmayı bilmiştir. Halkının özgürlüğü için çıktığı yolu kadının özgürlük mücadelesiyle birleştirerek kadın özgürlüğünün yılmaz bir militanına dönüşmüştür. Mücadeleye atıldığı ilk günden başlayarak, Dersim’in direnişçi kadınları Bese ve Zarife’nin ruhunu ruhunda yaşatmış ve Kürdistan kadınının hayranlıkla adını aldığı, örnek edinerek takip ettiği bir öncüye dönüşmüştür. O, kimilerinin yetki ve güçle elde ettiği yol göstericilik ve liderliği direnişi ve kişiliğiyle doğal olarak sergilemiş ve daima öncü olmayı bilmiştir. Bu güçlü kişiliği ve doğal öncü nitelikleriyle, karşılaştığı tüm zorlukların üstesinden gelmeyi bilmiş ve en zorlu dönemlerden bile daha da güçlenerek çıkmayı başarmıştır. Bu nedenledir ki, yaşamı hep bir “kavga” içinde geçmiş; yalnızca TC ve onun uzantıları ile değil, Kürdistan toplumu ve partideki her türlü geri ve gerici eğilimler ile bunların kendisindeki en küçük yansımasına karşı da sürekli bir mücadele içinde olmuştur. Sakine’yi Sakine yapan özellikler işte böyle şekillenmiştir.
Sakine Cansız denince akla komple devrimcilik gelir. Siyasal, askeri, ideolojik, örgütsel, diplomatik hemen her alanda görev üstlenmiş; savaşçılıktan gazeteciliğe, örgüt kuruculuktan diplomatik temsile kadar mücadeleyi zengin bir yelpazede başarıyla yürütmüştür. Sahip olduğu yüksek sorumluluk ruhu, bitmek bilmez enerjisi, bükülmez iradesi ve mücadeleye hep daha fazla şey katma çabasıyla üstlendiği her görevi başarıyla yerine getirmeyi bilmiştir.
Onun devrimciliğinin odağında her zaman insan ve onu geliştirip güçlendirme hedefi olmuştur. Dağdayken kamp kamp, alan alan, mevzi mevzi gezerek yoldaşlarıyla hep diyalog içinde olmuş; onlara yalnızca bilinç taşırmakla kalmayıp sevgi ve yoldaşlığı taşımıştır. Onu tanıyanlar en ücra ve tırmanması güç tepelerdeki birimleri dahi ziyaret ederek paylaşımda bulunduğunu anlatırlar. Bu nedenle de başta genç yoldaşları olmak üzere tüm yoldaşlarının sevgi ve saygısını kazanmıştır. O yalnızca iyi günde değil, zor zamanlarda da yoldaş olmanın gereklerini yerine getirmeyi bilen, hata yapan ya da zorlanan yoldaşlarını bu durumdan çekip çıkarmak için tüm çabasını sarfeden bir devrimciydi. Hata ve yetmezliklere karşı ne kadar tutarlı mücadele ediyorsa kişileri bu durumdan kurtarmak için de o kadar sorumluluk duyuyor; salt eleştirme kolaycılığına düşmekten kaçınıyordu. Bu yüzden de birçoklarının ucuzca sırt çevirdiği birçok insanı yaklaşımlarıyla yeniden ayağa kaldırmada ve mücadeleye çekmede değerli çabaların sahibiydi.
Sakine Cansız, zerafet ve inceliğinden bir şey yitirmeden nasıl devrimci olunabileceğinin canlı bir örneğiydi. Giyim-kuşamından davranış ve konuşma tarzına kadar devrimci estetiğin somut bir yansımasıydı. Tepeden tırnağa hem yıkılmaz bir azim ve kararlılığı yansıtır ve hem de son derece ince ve zarif görünürdü. O asi duruşunun derinlerinde duygulu ve hassas bir yürek çarpardı.
Ülkesine, ülkesinin dağlarına tutkundu. Avrupa’daki halkımızın örgütlendirilmesi ihtiyacına cevap olmak için buradaki görevlerine de sorumluca yaklaşmayı bilirdi ama onun gönlünde hep dağların yolunu tutma sevdası yatardı. Şahadetinden üç gün önceki görüşmemizde büyük bir heyecanla, “Pasaportumu alır almaz gideceğim” demiş; valizini büyük bir özenle hazırlamıştı. Her gün sporunu düzenli yapar, dağlara her an hazır tutardı bedenini ve yüreğini…
Sakine Cansız, Kürdistan devrimi ve kadının özgürlük mücadelesinde emeği olanlara, mücadeleyi uzun yıllardır omuzlayanlara büyük değer verir ama gençliğin daha fazla rol alması gereğine de inanırdı. “Saflar gençleşmeli” derdi; bu nedenle de gençlikle özellikle ilgilenir; genç insanların gelişmelerine katkıda bulunmaya çalışırdı. Avrupa yaşamının Kürdistan gençliğinin enerjisini ve ruhunu yutmasından acı duyar; gençleri Kürdistan devriminin değerleriyle buluşturmaya önem verirdi.
Başta Sakine Cansız olmak üzere, 9 Ocak şehitlerimizin anılarına sahip çıkma, onların mücadelelerini Kobani direnişçilerinin mücadeleleri ile birleştirerek omuzlama görevi tüm Kürdistanlıların, en başta da Kürdistan gençleri ile genç kadınlarının önünde duruyor! Sakine, Fidan ve Leyla şahadetlerinin üçüncü yılında yaşamın her alanında demokratik ulus inşasının gerçekleştirilmesinde gençliğin ilham kaynağıdırlar. Gençlik, bu ölümsüz öncülerinin izinde Kürdistan’ı ve önderliğini özgürleştirme hedefine sel gibi akmalıdır…

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.