Ben kimim?

0

 

İnanıyorsak XWEBÛN olma yolunda ilerliyoruz demektir…

XWEBÛN… Beş bin yılık- sömürü öykümüz bu kelimemin içinde saklı. Bizden çalınan hayaller, düşler ve öfkelerimiz, isyanlarımız. Parçalanan duygu, düşünce ve bedenlerimizin kırık dökük parçaları. Pişmanlıklarımız, umutlarımız ve hayatın renklerini anlatan gülüşümüz, canlılığımız, gücümüz. Beş bin yıl boyunca bizden eksilenler ve bizden geriye kalanlar bu kelimenin içinde gizli. İşte bu yüzden XWEBÛN nedir sorusu baş döndüren bir sorudur.

Ben kimim? XWEBÛN muyum yani kendime mi aitim?

İki kelimeden ibaret bu soru Kürt kadınlarının yaşamını alt üst ediyor ve yeniden inşa
ediyor. Kadınlar bu sorunun cevabını bulmak uğruna ateşlerde yandı, kendini saç tellerine kadar parçaladı, uçurumlarda kanatlandı, kendisine sakladığı son mermi cevap cümlesinin sonuna koyduğu bir nokta oldu.
Yıllarca demir parmaklıklar ardında yaşamayı göze aldı bu soruya verdiği cevap nedeniyle.
İşkencelerden geçti, açlığa yattı. Şiddet, tecavüz, göçertme…Bunlara maruz kalmak ile cevabı bulmak arasında bir tercihe zorlandığında cevabı aramayı ve yol açtığı ağır bedelleri göye aldı. Şimdi artık herkesin bir bedel ödeyerek, ter dökerek, can vererek bulduğu cevapları birleştirme zaman geldi…

Bu soruyu cevaplamak için geçmiş, bugün ve geleceği zamanı ve mekanı aşan bir düzlemde buluşturmak gerekiyor. Yaşam felsefemiz, hayatımızın rotası düşünce, söylem ve eylemimizi bu kelimeye vereceğimiz cevaplar belirleyecek. Sara’nın varlık savaşı ve asaleti güç verecek bize. Sakine Cansız’ın kızıl saçlarından, dik duruşundan, keskin bakışlarından güç alacağız ve ilerleyeceğiz. Sema gibi ateşle dans edeceğiz. Beritan gibi uçurumlarda kanatlanacağız. Bu soruya bir cevap arayan nice kadın gibi ağız dolusu gülmeyi de ölümü zılgıtlara soframıza buyur etmeyi de bileceğiz. XWEBÛN olma yolunda zulüm sahiplerine utancı, anlam arayışçılarına direnmeyi miras bırakarak ilerleyeceğiz. Neye mal olursa olsun mutlaka cevabını bulacağız baş döndüren bu sorunun.

Ama önce yalanları sökeceğiz benliğimizden. Kitaplar, sözlükler, masallar ya da yasalarda hakkımızda yazılanlara sinmiş yalanları ayıklayarak ilerleyeceğiz XWEBÛN yolunda. Bize verilen isimlerden, yapılan yakıştırmalardan kendimizi çıkarsak geriye bişey kalır mı? diye soranlar da haklı. Beş bin yıl boyunca üzerimize atılan ölü toprağı iyice katılaşmışken ufak bir silkelenmede kendimizde saklı özgürlüğümüzü görmeliyiz. Bir siluet, sararmış fotograf, bir gölge, kuyunun dibindeki bir ses sanabiliriz varlığımızdan bize kalan. Kolay olmayacağını bilmeliyiz.

XWEBÛN muyum?

Bu sorunun baş döndüren bir soru olduğunu söyledik ya. Hazır olmalısınız başınızın dönmesine, duygu ve düşüncenizin ayaklanmasına, beyninizin duvarlarını zonklatan bir düşünce biçimine. Tabi bu tarihi devrimin cevabını bulmak için bir ipucu istiyorsanız. İşte size Rêber APO’dan seçkinliği sadeliğinde saklı bir cümle: Erkeğin hakkında en çok yalan uydurduğu varlık kadındır!

O halde XWEBÛN yolunda ilk iş; hakkımızda ne yalan uydurulmuş ona bakmak olacak. Herhangi birinin değil değil tarihe iz bırakan topluma mal olan isimlerin söylediklerine bakalım ki yalanların varlığımızı ne denli bizden uzaklaştırıldığını daha iyi anlayalım:

Kadınlar doğaları gereği daha eksiktir yaratıklardır / Aristo

Kadınlar çabuk büyüyen yabani bir ottur, o daha değersiz olduğu için ve doğa kendisiyle daha az uğraştığı için bedeni daha çabuk gelişimine ulaşan, kusurlu bir insandır / Aquiono’lu Thomas

Kadınlar doğaları gereği köledirler ve bu değişmez gerçektir / Freud

Kadınlar antropolojik bir kendindenlik ( bağımsız varlık ) ve oldukça soyut bir ontolojik kategoridir / Karl Marks

Her ay kanayıp ölmeyen canlıya güvenilmez / Charles Bukowski

Kadınlar sevilmek için yaratılmışlardır, anlamak için değil / Oscar Wilde

Kadın ve erkeğe verilen görevler aynı değildir / J. J Rouessau

Bu örnekleri varlık yolculuğunun çetrefilli ve zorlu olacağını bilmeniz için veriyoruz. Ancak kendimize doğru bu yolculuğumuz sakın ürkütmesin sizi. Çünkü Rêber Apo “varlıkla çözümlenmiş varlık arasındaki fark, şimdinin olumlu olarak inşa ettiği şeydir. Sorunlu yaşanan şeyin çözümlenmiş şeye dönüşerek yaşanmasıdır” diyor.

Yeter ki hakkımızda uydurulan doğamızın gereği görelim. Tüm anlayış, düşünce, ahlaki ve siyasi tutumlarda hatta bilimsel yaklaşımlarda varlığımıza dönük çarpıtmaları tespit edelim. Erkek egemenlikli sistemin varlığımızı parçalayan paradigmalarını kabul etmeyelim. Önce kendimize inanalım.

Bu evrende varoluşumuzun bir anlamı olduğuna, kendi sesimize, düş gücümüze, uzağı görme yeteneğimize, duru görülerimize, öykülerimize, anılarımıza, her bir parçasına değer biçtikleri bedenimizin bütününe, ondan yayılan enerjiye, cesarete ve güce. Yok saydıkları aklımızın yarattıklarına inanalım. Umudun kendim olduğumuz bilinciyle harekete geçelim.

İnanıyorsak XWEBÛN olma yolunda ilerliyoruz demektir…

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.